Bu yazıya tıklayın, SüperTeklif'e üye olun ve kazanmaya başlayın!

Ümraniye Carrefour





















Şimdi sizinle paylaşacağım fotoğraflar, Ümraniye Carrefour'un en üst katındaki Crocus Park'a ait.

Burası İstanbul'da, oğlumun deyimiyle "jetonlu arabalar"ın, en bol ve değişik çeşidinin bulunduğu eğlence parkı.

Mekan biraz loş olduğundan fotoğraflar çok net değiller ama eğer küçük çocuğunuz varsa, mutlaka gidip kendi gözlerinizle görün derim.

Oğlum 2 haftadır Darüşşafaka'nın Yaz Okulu'na devam ediyor. Daha önce yuvaya gitmediği için biraz adaptasyon problemi yaşıyor, ama orada çok mutlu olduğuna eminim.

Yine de sabahları, akşamında gideceğimiz yerin pazarlığını yaparak biniyor servisine. :) Bunlar Metro City Joker, Maslak Toyiki, İkea'nın Oyun Alanı, Ümraniye Carrefour, Doğuş Power Center'daki Oyun Alanı arasında hergün değişiyor. En kötü ihtimalle sitemizin içindeki parka gidiyoruz. Yaz Okulu'nda hergün Jimnastik, Yüzme, Basketbol ve Tenis dersleri almasına rağmen akşam bu enerjiyi nerden buluyor hiç bilemiyorum. :)




















































































































































































































































































































































































































Yorum (2) Yorum yaz!

Asıl Eksiklik

Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.

Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.

Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.

9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak geldik.

Önce yalnızdık. Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi.

Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var. Korktuk. "Bunun sebebi ne?" diye sorduk kendimize.

Cevabı yapıştırdık: "Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var. O yüzden eksiklik hissediyoruz."

Peki, neye sahip olmamız gerekiyordu?

Çocukken, "yaşımız küçük" diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz. Kurallar, yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.

Büyüdükçe bir şey değişmedi. Yine huzursuzduk.

İçimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu: "Bir eksik var."

Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan? Nasıl geçecek bu?

Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. İşe girince geçecek. Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek.

Okulu bitirdik, diploma aldık. İşe girdik, kartvizit aldık. Çalıştık, para kazandık. Taşındık, araba aldık. Çalıştık, eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik, dans ettik. Terfi ettik, kartviziti değiştirdik. Daha çok çalıştık, daha çok para kazandık. Çalıştık, çalıştık.

Geçmedi.

"Bir yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu.

Bu sefer de "Sevgilimiz olunca geçecek" dedik. "Yalnızlığımız sona erince bu illetten kurtulacagiz."

Beklemeye başladık. Derken, biri çıktı karşımıza. Aşık olduk. Ve anında başka biri olduk. Daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler, hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.

Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve hayranlık gördük. Sevgilimizin gözlerinde Tanrı' yı gördük. Işığı gördük. "Tünelin ucundaki ışık bu olmalı" diye düşündük "kurtulduk."

Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi. Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu söyledi. Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi. Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir terslik olduğunu...

Belkide sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik. Farketmez. Sonuçta aşk bitti.

Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük. Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik, her yere baktık.

Öyle mi?

Bakmadığımız bir yer kaldı. İçimize bakmadık. Eksik parçayı dışarıda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.

Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik.

Şaşıracak bir şey yok, tabii ki sevmedik.

Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların ardına saklanır mıydık? Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?

Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti. Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.

Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor. "Herkes beni sevsin" diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine şart koyuyor, sınır koyuyor. Oysa "kendime duyduğum sevgi bana yeter" diye düşününce, kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım tamamlanıyor. Her şey bir oluyor. İşte o zaman perde aralanıyor. Acı diniyor.

İşte o zaman başka 'bir' iyle bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.

CAN DÜNDAR

Yorum (1) Yorum yaz!

Sebze ve Meyvelerle Gelen Sağlık

Sevgili Ferhan'cığımın mail ile gönderdiği, sebze ve meyvelerin şekillerinin, vücudumuzun hangi bölgelerine iyi geldiklerine dair ipuçları verdiğini anlatan yazı çok ilgimi çekti.

Sizlerle paylaşmak istedim...


Havuç dilimi insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir.


Domateste kalpte olduğu gibi dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp ve kan için faydalı olduğunu göstermiştir.

 


Üzüm salkımı kalp şeklindedir, her bir üzüm tanesi kan hücresi gibi görünmektedir ve araştırmalar üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.

 


Ceviz küçük bir beyin görünümündedir. Ve beyin fonksiyonlar için faydalıdır.

 


Fasulye böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.

 


Sap kereviz, Çin lahanası ve Rhubarb (bizde yok) kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 tür. Gıdanızda yeterli sodyom yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır.



Patlıcan, avokado ve armut kadınların rahim ve serviks sağlığı ve fonksiyonlarını hedefler ve görünümleri bu organlara benzerler. Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks kanserini önlediğini göstermiştir.



İncir tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını önler.

 


Tatlı patatesin görünümü pankreasa benzer ve şeker hastalarının glisemik indeksini dengeler.



Zeytin yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.



Greyfurt, portakal ve diğer narenciye meyveleri kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.

 


Soğan vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitelyal katlarının yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur.

Yorum (0) Yorum yaz!

Kiş Hamurundan Tuzlu Kurabiyeler





















Geçen ay Antalya'ya giderken, dolapta hazır duran kiş hamuru yazık olmasın diye aceleyle tuzlu kurabiye haline getirdim.

Ama diyette olduğumdan sadece tadına bakıp, bir arkadaşıma götürdüm.

Biz çok beğendik, dilerim siz de beğenirsiniz.

Malzemeler:
150 gr margarin
3 yumurta sarısı
1 silme tatlı kaşığı tuz
2/3 çay bardağı soğuk su (bir çay bardağından 2 parmak kadar az da diyebiliriz)
Aldığı kadar un (250 gr kadar)

Üzeri için;
1 adet yumurta sarısı
Çörekotu

Yapılışı:
-Hamur yoğurma kabına 200 gr kadar un koyup, oda sıcaklığındaki margarini ekleyin, karıştırın.
-Ortasını açıp su, yumurta sarıları ve tuzu ekleyip, karıştırın. Yoğurun. Toparlanan ama biraz da ele yapışan bir hamur elde edene kadar un ekleyin. (Eklediğimiz un yaklaşık 50 gr daha olacak)
-Hamuru streç film ile sarıp 10-15 dakika buzdolabının alt kısmında dinlendirin.
-Dinlenen hamurunuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, elinizle yuvarlayın. Yağlı kağıt serili tepsinize dizin.
-Üzerlerine yumurta sarısı sürüp, çörek otu serpin.
-Önceden 180 dereceye ısıttığınız fırınınıza verip, üzeri kızarıncaya kadar pişirin.

Afiyet Olsun.

Yorum (0) Yorum yaz!

Siz Diyettesiniz





















Eğer ciddi kilo probleminiz varsa, Prof.Dr. Mehmet Öz'ün "Siz Diyettesiniz" isimli kitabını mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

Kitapta, yiyecekleri ağzımızda çiğnememizden, vücudumuzu terkedene kadarki yolculuğu çok eğlenceli bir dille anlatılıyor.

Sağlıklı beslenme ve zayıflama konusunda her kafadan bir sesin çıktığı bu günlerde "Mit-Savar" başlıklı paragraflarları ile de pek çok doğru zannettiğimiz yanlışlarımızı farketmemizi sağlıyor.

Özellikle bel çevremizin genişliğinin, kilomuzdan daha önemli olduğuna dikkat çekiliyor.

Pek çok kaynağa göre, kilolu olup olmadığımızın ölçüsü vücut kitle indeksimiz iken, Prof.Dr. Mehmet Öz asıl dikkat edilmesi gerekenin, iç organlarımıza yakınlığı nedeniyle, bel çevremiz olduğunu belirtiyor.

İdeal bel çevresi;
Kadınlar için: 82 cm
Erkekler için: 88,5 cm

Bel ölçümüz, kadınlarda 93 cm, erkeklerde 101,5 cm'yi geçtiğinde, bizim için tehlike çanları çalıyor demekmiş!

Yorum (2) Yorum yaz!

Selim Demirdelen















Birden fazla alanda, ses getiren, çok başarılı ve kaliteli işlere imza atmış kişilere dahi gözüyle bakarım.

Selim Demirdelen'de onlardan biri bence.

Kendisini, çalıştığım prodüksiyon şirketinin bazı reklam filmlerinin yönetmeni olarak tanıdım, sonrasında Anlat İstanbul'un 5 yönetmeninden biri, Barda filminin müziklerini yapan bir müzisyen, çok sevdiğim Bıçak Sırtı Dizisi'nin yönetmeni ve son olarak da "36 Poz" isimli fotoğraf sergisi ile de bir fotoğrafçı olarak...

Bunları yapanın aynı kişi olması ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde okumuş olması size de ilginç geliyor mu bilmiyorum.

Pek çoğunuzun Bıçak Sırtı Dizisi ile tanıdığını düşündüğüm Selim Demirdelen'in,
bu adresten müzisyen yönüne
http://www.myspace.com/selimdemirdelen

bu adresten de fotoğrafçılık yönüne
http://www.lebriz.com
şahit olabilirsiniz. (Leica marka fotoğraf makinesi ile çektiği siyah-beyaz fotoğrafların arasında Bıçak Sırtı Dizisi'nin setine ait olanlar da var.)

Reklam sektörüne, kaprisli olmadan da reklam filmi yönetmeni olunabileceğini gösteren Selim Demirdelen'in başımızdan eksik olmamasını diliyor, yakında çıkacak olan "Dut Ağacı" isimli üçüncü albümünü sabırsızlıkla bekliyorum...

Not: Fotoğraf www.myspace.com sitesinden alınmıştır.

Yorum (0) Yorum yaz!

Kasekuchen















Bloğumda ilk kez, bana mail ile ulaşan sevgili Sabriye Hanım'ın "Kasekuchen" tarifini yayınlıyorum.

Kendisi bana yaptığı cheesecake fotoğrafını word dosyası ile göndermiş. Ama onu bloğa yüklenebilir hale getirince biraz bozuldu maalesef.

İşte Sabriye Hanım'ın, tadanların çok beğendiğini söylediği Kasekuchen tarifi.


Malzemeler:

Hamuru:

200 gr.un

1 kabartma tozu

1 vanilya

75 gr.şeker

1 yumurta

75 gr.margarin

Üzeri için:

4 yumurta beyazı

4 yumurta sarısı

150 gr.toz şeker

1 vanilya

500 gr.süzme yoğurt

1 paket vanilyalı puding

1 kutu labne peyniri (200 gr)

Birkaç damla limon suyu


Yapılışı:

Hamur:

Bir kap içinde yumurta ile şeker çırpılır. Un ile kabartma tozunu, vanilya ile karıştırın.

Yumurta-şeker karışımına ilave edip, sert tereyağını küp küp doğrayıp ilave edin, pütürlü bir hamur elde edilecektir. (bazen hamurun toparlanması için birkaç kaşık buzlu su katıyorum)

Şeffaf folyoya sarıp, buzdolabında 30 dakika dinlendirin.

Bu arada kelepçeli kalıbı yağlayıp, unlayın. Dinlendirilmiş hamuru, tezgahta merdane ile açıp kalıba yerleştirin. (yanları 3 cm yüksek olmalı)

Buzdolabına koyup diğer işlemlere geçelim.

Üzeri İçin:

4 yumurta beyazını çırpıp, kar haline getirip buzdolabına koyalım.

4 adet yumurta sarısına 150 gr.toz şeker katıp, çırpalım.

Süzme yoğurdu koyup dikkatlice karıştıralım, bir kutu labne ilave edelim.

Bir paket vanilyalı pudingi toz halinde ilave edelim. Birkaç damla limon suyu ekleyelim.

Kar haline getirdiğimiz yumurta beyazını katlama yöntemi ile katalım. Kalıba dökelim.

180 derece ısıtılmış fırında 1 saate yakın pişirelim.


Afiyet Olsun.

Yorum (11) Yorum yaz!

61.Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan















Benim de, Üç Maymun ve İklimler isimli filmlerinde çalışma onurunu yaşadığım sayın Nuri Bilge Ceylan, Üç Maymun ile 61.Cannes Film Festivali'nde "En İyi Yönetmen" ödülünü kazandı.

Ödülünü, "Kazandığım ödülü, benim yalnız ve güzel, tutku ile sevdiğim ülkeme ithaf ediyorum" diyerek alan Türk Sineması'nın yüz akı Bilge Bey'i gönülden tebrik ediyorum.

Fotoğraf www.ntvmsnbc.com sitesinden alınmıştır.

Ödülün açıklanma anını buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.























Yorum (2) Yorum yaz!

Ye#1 Kahvaltı Şenliği - Çocuklara Yumurta Yedirmenin İki Kolay Yolu

Image Hosted by ImageShack.us


Okul hayatım ve çalışma hayatım boyunca hep, sabah uykusunu kahvaltı yapmaya tercih ettim.

Benim için kahvaltı sadece pazar sabahlarına ait bir öğündü ve mutlaka özel birşeyler yapılmalıydı.

İşten ayrılıp evde olmaya başladığımdan beri de her kahvaltıda özel tadlar hazırlamaya özen gösteriyordum. Ama bu özel tatlar genelde bol kalorili olduklarından, sürekli yendiklerinde yol, su olarak size geri dönüyorlar. Bu huyumdan çok şükür ki vazgeçtim, artık 4-5 zeytin, 1 dilim peynir, salatalık, domates ve 2 dilim tam ekmekten oluşan kahvaltılar yapabiliyorum. :)

Tam buna alışmaya çalışıyorken bu kahvaltı etkinliği eski alışkanlıklarımı hatırlatsa da, ben diyetimden vazgeçmiyorum. :)

Sevgili arkadaşım Mutfaktayımm Özlem'e başarılar diliyor, oğluma yumurta yedirebilmek için yaptığım denemelerden iki tanesi ile etkinliğe katılıyorum.

Diğer kahvaltı lezzetlerim için buraya tıklayabilirsiniz.




















Malzemeler:
1 büyük dilim ekmek
1 adet yumurta
4 çay kaşığı tereyağı
Tuz

Yapılışı:
-Büyük ekmek diliminizin bir kenarını, yuvarlak kurabiye kalıbı veya bardak yardımı ile fotoğraftaki gibi kesin. Ekmeğin kabuğunun sağlam kalmasına dikkat edin.
-Ekmeğinizin her iki tarafını da birer çay kaşığı tereyağı ile yağlayın.
-Tabanı düz büyükçe bir teflon tavayı ocağına alıp, 1 çay kaşığı tereyağı ile hafifçe yağlayın. Isıtın.
-Ekmeğinizi dikkatlice tavaya yerleştirip, bir yüzünü kızartın. Diğer yüzünü çevirip, boş olan yere kalan 1 çay kaşığı tereyağını koyun. Eriyince ortasına yumurtanızı kırın. Üzerine 1 tutam tuz serpin. Tavanıza uygun bir kapağı üzerine kapatıp, altını kısın ve yumurtanız istediğiniz kıvama gelinceye kadar pişirin. Bir spatula yardımı ile dikkatlice tavadan alıp, servis tabağınıza koyun. Hemen sıcak sıcak servis edin.




















Malzemeler:
2 yumurta
1 çay kaşığı tereyağı
Tuz
Süsleme için; Kırmızı biber, kabak, erişte veya evinizde her ne varsa; zeytin, domates vs...

Yapılışı:
-Yumurtaların aklarını ve sarılarını ayırın. Sarılarının dağılmamasına dikkat edin. (Ben, aklarını sızdırıp, sarılarını kabuklarının içinde bıraktım.)
-Tereyağını kapaklı bir teflon tavaya alın, eritin. Tavanın her tarafının yağlanmasını sağlayın.
-Yumurta aklarını çatalla çırpıp, tavanıza dökün. Kısık ateşte 30 saniye kadar pişirin.
-Yumurta sarılarını dikkatlice, gözlerin olabileceği yerlere yerleştirin. (Ben bunun için yumurta kabuklarından yardım aldım. :))
-Üzerine çok az tuz serpin. Tavanın kapağını kapatın.
-Sarıları istediğiniz kıvama gelene kadar, yine kısık ateşte pişirin.
-Sonra yumurtanızı, 2 spatula yardımı ile dikkatli bir şekilde, genişçe bir tabağa alın. Dilediğiniz şekilde süsleyin.

Afiyet Olsun.

Yorum (4) Yorum yaz!

#34 Bulgur Ye - Kısır



Sevgili Derya'nın ev sahipliğini yaptığı #34 Bulgur Ye Etkinliği'ne, en iddialı olduğum bulgur yemeği olan "Kısır" ile katılmak istedim.

Derya arkadaşımıza kolaylıklar ve başarılar diliyorum...


















Malzemeler:
2 su bardağı köftelik ince bulgur
2 su bardağı kaynamış su
2 adet kuru soğan
2 tepeleme yemek kaşığı salça
4 yemek kaşığı sıvı yağ
4 dal yeşil soğan
Yarım demet maydanoz
6 yaprak taze nane (veya 1 tatlı kaşığı kuru nane)
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kırmızı biber (acı sevmiyorsanız eklemeyin)
2 tatlı kaşığı nar ekşisi
1 tatlı kaşığı tuz
1,5 limonun suyu
3 yemek kaşığı zeytinyağı
3 adet domates
1 adet salatalık
Dilerseniz servis için; marul yaprakları

Yapılışı:
-2 su bardağı bulguru genişçe bir kaba koyun. Taşlarını ayıklayın.
-2 su bardağı kaynamış suyu üzerine dökün, kabınızın üzerine, hava almayacak şekilde, bir kapak kapatın ve 15 dakika bu şekilde bekletin.
-Bu arada ince doğradığınız kuru soğanları ve 4 yemek kaşığı sıvı yağı tavaya alın. S